Rüzgar Türbin Yapısı
Rüzgar türbinleri,
bir rotor, bir güç şaftı ve rüzgarın kinetik enerjisini elektrik
enerjisine çevirecek bir alternatörden oluşur. Rüzgar rotordan
geçerken, aerodinamik bir taşıma kuvveti oluşur ve rotoru
döndürür. Bu dönel hareket jeneratörü hareket ettirir ve
elektrik üretir. Türbinlerde ayrıca, dönme oranını ayarlayacak
ve kanatların hareketini durduracak bir rotor kontrolü bulunur.
Rüzgar şiddeti yükseklikle arttığı için rüzgar türbinleri kule
tepelerine yerleştirilir. Bir rüzgar türbininin görünüşü ve nacelle’in iç yapısı
buradan
görebilirsiniz..
Rüzgar
Türbinleri 5 ana bölümden oluşur.
-Rotor Kanatları
-İletim
Sistemi
-Fren
Sistemi
-Kule
-Generatör
Rotor Kanatları
Aerodinamik Kuvvetler
Rüzgar türbinlerin çalışma
prensiplerini anlamak için iki önemli
aerodinamik kuvvetin iyi bilinmesi
gerekir.Bunlar sürüklenme ve kaldırma
kuvvetleridir. Sürüklenme kuvveti cismin akış
yönünde meydana gelen bir kuvvettir. Örneğin
,düz bir plaka üzerinde meydana gelecek maksimum
sürüklenme kuvveti hava akışının cismin üzerine
90o dik geldiği durumda iken; minimum
sürüklenme kuvveti de hava akışı cismin
yüzeyine paralelken meydana gelir. Kaldırma
kuvveti ise, akış yönüne dik olarak meydana
gelen kuvvettir. Uçakların yerden
havalanmasında bu kuvvet sebep olduğu için
kaldırma kuvveti olarak adlandırılmıştır.
Düz bir plaka üzerine etkiyen
kaldırma kuvveti, hava akışı plaka yüzeyine 0o
açı ile geldiğinde görülür. Havanın akış yönüne
göre meydana gelen küçük açılarda akış
şiddetinin artmasından dolayı düşük basınçlı
bölgeler meydana gelir. Bu bölgelere akış altı
da denir. Dolayısı ile, hava akış hızı ile
basınç arasında bir ilişki meydana gelmiş olur.
Yani hava akışı hızlandıkça basınç düşer, hava
akışı yavaşladıkça basınç artar. Bu olaya
Bernoulli etkisi denir. Kaldırma kuvveti de
cisim üzerinde emme veya çekme meydana getirir.
Kanat Profili
Cismin referans hattı ile hava
akışı arasında yaptığı açı hücum açısı olarak
adlandırılır ve α ile gösterilir. Kanat
profilinin referans hattına veter hattı da
denir. Hafif bombeli yüzeyler, verilen bir hücum
açısı için daha yüksek bir kaldırma kuvveti
meydana getirirler. Dolayısı ile aerofoil (kanat
profili) denen bu tip şekiller bu durum için
uygundur. Kanat profili üst düzeyde daha hızlı
bir akış oluşturur. Yüksek hava akışı hızı,
kanat profilinin üst kısmında basıncı düşürerek
alçak basınç bölgesi meydana getirecektir. Bu
nedenle emme etkisi oluşarak kanat
havalanacaktır. İki temel kanat profili
vardır:simetrik ve asimetrik.
Asimetrik kanat profillerinde,
profilin alt yüzeyi hava akış yönüne en yakın
noktadan maksimum kaldırmayı yaparken ; simetrik
kanat profillerinde her iki yüzeyde de yaklaşık
eşit bir kaldırma görülür. Aşağıdaki şekilde
kanat profili üzerindeki kuvvetler
gösterilmiştir.

(L; lift, D; drag, M; moment, c;Kanat uzunluğu
R; Bileşke kuvvet)
Şekil Kanat Profili
üzerine etkiyen kuvvetler [7]
“Kanat profillerinde sürükleme
ve kaldırma kuvvetlerinin özellikleri, rüzgar
tünellerinde yapılan testlerle belirlenmektedir.
Bu testlerde farklı hücum açılarında sürüklenme
katsayısı (CD) ve kaldırma katsayısı
(CL) hesaplanır. Bu katsayılar
birimsiz büyüklüklerdir. Bu katsayılar
yardımıyla türbin için uygu kanat yapısı
belirlenir.
CD sürüklenme
katsayısı;
CD=D/0.5ρV2A
D :
sürüklenme kuvveti (N)
ρ :hava
yoğunluğu (kg/m3)
V :
hava hızı (m/s)
A :
kanat alanı (m2)
şeklinde ifade edilir.
CL kaldırma katsayısı
ise ;
CL=L/0.5ρV2A
olarak gösterilir. Denklemdeki L
indisi kaldırma kuvvetini ifade eder
Her iki katsayı da rüzgar
tünellerinde farklı hücum açıları ve rüzgar
hızlarında hesaplanmaktadır. Her bir hücum açısı
için hesaplanan CD ve CL
katsayılarının oranları (CD/ CL)
alınır. Bu oranların en büyük olduğu değerdeki
hücum açısı değeri, rüzgar türbinlerinden en iyi
verim alınabilecek değerdir.
Aşağıdaki şekilde kaldırma ve
sürükleme kuvvetlerinin kanatlara etkisi
görülebilir. Rüzgar akışı, pervane kanadına
çarptığında, kanat profilinin üst kısmından daha
hızlı, alt kısmından daha yavaş geçecektir.

Sekil -Sürükleme ve Kaldırma
kuvvetlerinin kanat üzerindeki etkisi
Kanat Sayısına Göre Rüzgar
Türbinleri
Rüzgar türbinlerinde kanat sayısı
arttıkça, dönüş hızı azalır. Bu nedenle enerji
üretiminde üçten fazla kanatlı sistemler
kullanılmamaktadır. Kanat sayısının fazla olduğu
sistemler çoğunlukla su pompalama amaçlı
kullanılmaktadır.
Tek Kanatlı Rüzgar Türbini
Tek kanatlı rüzgar türbinlerinin
kullanımının temel amacı, pervanelere etkiyen
yüksek rotasyonel hızının düşürülmesidir. Diğer
yandan, tek kanatlı rüzgar türbini aerodinamik
olarak dengesizdir. Bu durumda ek hareketler
ile istenmeyen bazı yüklere sebep olur. Bu
mekanizmayı kontrol etmek için göbek kısmına ek
yapılar yapmayı gerektirir. Ayrıca yüksek hızı
ve gürültü seviyesi de diğer dezavantajlarıdır
İki Kanatlı Rüzgar Türbini
İki - kanatlı türbin maliyet ve
ağırlık bakımından avantajlıdır. Fakat, aynı
enerji çıktısını sağlamak için yüksek dönme
hızına sahip olmalıdır. Bu da daha gürültülü
çalışmasına neden olur.
Çift kanatlı türbinlerde,
kanatların kuleyi geçerken kuvvet farkı
nedeniyle oluşan momenti dengelemek için rotor
düzlemine açı verilebilir. Bu durum tasarımı
daha da karmaşık hale getirmektedir. Ayrıca
rotor düzleminin açısı değişiyorsa kanatların
kuleye çarpmasını engelleyecek önlem alınması
gerekir. Bu nedenle iki – kanatlı yerine üç
kanatlı türbinler tercih edilmektedir.
Üç Kanatlı Rüzgar Türbini
Bu tip rüzgar
türbinlerinin 2-kanatlı yapıya göre daha düzgün
bir çıkış gücüne sahiptir. Bunun nedeni ise,
pervanenin tüm hızlarda sabit atalet momenti
sağlamış olmasıdır. Bu avantajından dolayı,
rüzgar türbinleri üzerine ek bir yük meydana
gelmemektedir.
Kanat Yapımında
Kullanılan Malzemeler
Rotor kanatlarını yapımında cam
lifli güçlendirilmiş plastik (GRP), karbon
lifli güçlendirilmiş plastik (CFRP), ahşap
alüminyum veya çelikten yapılabilmektedir.Küçük
rüzgar türbinler için, çapı 5 metreden az,
kullanılacak malzeme seçiminde, ağırlık, sertlik
veya kant karakteristiklerinin yerine daha çok
üretim verimliliği ön plana çıkmaktadır. Fakat
büyük ölçekli türbinler söz konusu olunca kanat
profiline uygun malzeme seçimi oldukça
önemlidir. Büyük rüzgar türbinlerinin çoğunda
GRP kullanılmaktadır. Bu malzeme hafifliği,
yüksek dayanıklılık sağlamasının yanında , diğer
malzemelere göre ucuzdur. CFRP yapımı kanatlar
prototiplerde başarı sağlamış ve sınırlı bir
üretimi vardır. Bu malzeme GRP den daha yüksek
dayanıma ve hafifliğe sağlaması bir avantaj
olmasına rağmen , çok pahalı olması ekonomik
açıdan kullanımını sınırlamıştır.
Ahşap çok uzun zamandan buyana
kullanılan bir malzemedir.Ucu ve hafif olmasına
karşın, neme karşı hassas olması ve işlem
maliyetleri dezavantajıdır. “Soğuk kalıp”
olarak adlandırılan bir teknikle bu problemin
üstesinden gelinmiştir. Ahşap kaplama tahtaları
bir vakum torbasında epoksi reçine ile
haddelenerek, kanat kalıbı şeklinde preslenir.Bu
biçimde elde edilen kanatlar, özellikle, büyük
rüzgar türbinlerinde dayanıklılık ve hafiflik
bakımından diğerlerine göre oldukça büyük bir
üstünlük sağlamaktadır. Bunlar üzerine
çalışmalar devam etmektedir.
Çelik ve alüminyum bileşimleri
ağırlık ve metal yorgunluğu gibi problemler
nedeniyle sadece küçük güçlü türbinlerde
kullanılmaktadır.
İletim Sistemi
Rotor kanatları tarafından
üretilen mekaniksel güç nasel (nacelle)
içerisinde bulunan bir iletim sistemi
vasıtasıyla generatöre aktarılır. Bu sistem
vites kutusu, debriyaj, şaft bölümlerini
içerir. Vites kutu rotor hızını 20 rpm ‘den 50
rpm’e ve birçok generatör tipinde kalkış için
gerekli olan 1000-1500 rpm’e çıkartmada
kullanılmaktadır. İletim sistemi rotor çıkış
gücündeki dalgalanmalar nedeniyle oluşan yüksek
seviyedeki dinamik yükler için tasarlanmalıdır.
Şekil
3.9 Rüzgar türbin dişli kutusu
Fren
Sistemi
Denklem (2.19)’dan
da görüleceği gibi
W= Cp*1/2 ρ A 1V03
(2.19)
rüzgardan
elde edilecek güç rüzgar hızını küpü ile orantı
olup, özellikle yüksek hızlarda çok büyük güç
elde edilir. Buradan da anlaşılacağı üzere
rüzgar türbinlerinin güvenli bir şekilde
çalışması için etkili bir fren sistemi
gereklidir. Rüzgar türbinlerinde bağımsız iki
sistem vardır; pitch-stall kontrol ve mekanik
fren sistemidir. Her biri de hız limitinin
aşıldığı durumlarda, şebeke bağlantısının
kopması ve diğer acil durumlarda türbinleri
güvenli konuma getirme özelliğine sahiptir.Pitch
ve stall kontrolüne ilerleyen konularda
ayrıntılı bir şekilde işlenecektir. Mekanik
frenler ise rotoru tamamen durdurmak için ana
iletim şaftına yerleştirilmiştir.
Kule
Kule, rüzgar türbinlerinde
nacelle ve rotoru taşır. Kuleler genellikle tüp
şeklinde çelik, kafes yapılı veya betonarme
olarak inşa edilir. Halat destekli direk tipi
kuleler genellikle küçük türbin uygulamalarında
kullanılır.
Tüp şeklindeki kule şekli en çok
tercih edilen kule şeklidir. Genellikle 20
– 30 metre yükseklikte üretilir. Kafes yapılı
kuleler çelik profillerin kaynaklanarak
birleştirilmesi ile oluşturulur. En temel
avantajları maliyetlerinin düşük olmasıdır.
Benzer boyutlarda bir tüp kulenin hemen hemen
yarısı kadar malzeme ve yapım maliyeti
vardır. Birçok küçük türbin halat destekli direk
tipi kule kullanılarak inşa edilir. En büyük
avantajı ağırlığının çok az ve maliyetlerinin
çok düşük olmasıdır. Dezavantajları ise
araziye kurulum zorluğu ve tarım alanlarının
kullanımını engellemesidir.Aşağıdaki şekillerde
kule tiplerinin örneklerini görebilirsiniz.



Boru Tipli Kule
Kafes Yapılı Kule
Halat Destekli Kule
Generatörler
Rüzgar türbini generatörleri
mekanik enerjiyi elektrik enerjisine çevirirler.
Rüzgar türbini generatörleri diğer tip
generatörlere göre biraz daha farklıdır. Bunun
sebeplerinden biri, generatörün salınımlı güç
üreten rüzgar türbini rotoruyla birlikte
çalışmasıdır.1 00 kW veya 150 kW üstündeki büyük
rüzgar türbinlerinde üretilen gerilim üç fazlı
alternatif olup, genellikle 690 V değerindedir.
Daha sonra Rüzgar türbinin yanına veya kulenin
içine monte edilmiş transformatöre yollanır.
Şebekeye bağlı olan bu transformatör yardımıyla
gerilim 10kW veya 30kW arasında bir değere
yükseltilir. Bu üreticiler 50 Hz ve 60 Hz
olarak üretilebilmektedir. Rüzgar türbinlerinde
üç tip generatör kullanılmaktadır:
-
Doğru Akım Generatörleri
-
Senkron Generatörler
-
Asenkron Generatörler
Küçük güçlü sistemlerde eskiden
daha fazla kullanılan doğru akım generatörleri
yerine senkron ve asenkron generatörler
kullanılmaktadır.
Senkron Generatörler
Dünya da
üretilen elektrik enerjisinin büyük çoğunluğu
senkron generatörler yardımıyla üretilirler. Bu
tip makineler sabit frekansa bağlı olarak sabit
hızda çalışırlar. Bu sebepten dolayı rüzgar
türbinlerinde değişken hızlı sistemler için
uygun değildir. Buna yanında, senkron makineler
rotor alanını uyarabilmek için doğru akıma
gereksinim duyarlar. Bu da karbon fırçalarına
ihtiyacı olması anlamına gelmektedir.
Doğru akım ve fırça gereksinimi
relüktans motorunun kullanımı ile ortadan
kaldırılabilir. Böylelikle bir yandan
güvenilirlik arttırılırken, maliyette
azaltılmış olur.
Senkron generatörün doğru akım
generatörüne göre avantajı veriminin yüksek
olması ve bir doğru akım generatörüne oranla
daha düşük dönme hızı da elektrik verebilme
özelliğine sahip olmasıdır. Bunun yanında
senkron generatörler daha yüksek hızlarda
elektrik üretirler. Alternatif akım
generatörlerinde maksimum dönme hızı ile
elektrik üretimi için gerekli minimum hız
arasındaki oran yüksektir. Böylece bir senkron
generatörü süren bir rüzgar türbini daha geniş
rüzgar hızı aralığında çalışabilirler.
Asenkron generatörlere oranla
senkron generatörlerin kendi mıknatıslanma
avantajı olmasına rağmen kontrol sistem
bağlantıları daha karmaşıktır. Bir kontrol
sisteminde takometre, voltmetre, fazmetre,
şebeke ile bağlantıyı sağlayan otomatik cihaz ve
rüzgar kesildiğinde veya şebeke gerilimi sıfıra
düştüğünde bağlantının kesilmesini sağlayan ters
güç rölesi bulunur. Senkron generatörün şebekeye
bağlantısı hassas bir düzenleme gerektirir. Bu
işlemin sık sık yapılması gerektiği için
sorunlar ortaya çıkar.Generatör şebekeye tam
senkron hızda ,senkron generatörün ve şebekenin
eşit gerilim değerinde, faz açısında, güç
faktöründe ve aynı fazda olduğu anda bağlanır.
Bu tür sorunları gidermek için büyük damperler
kullanılır. Damperler senkron generatöre
asenkron motorlardaki gibi yol verilmesini
sağlayan sincap kafes şeklinde bobinlerdir ve
şebekeye bağlantı yapıldığında oluşabilecek
salınımların azaltılmasını sağlarlar. Diğer bir
çözüm ise rüzgar türbini ve senkron generatör
arasına generatörü şebekeye sürekli
bağlanmasını sağlayan serbest bir kuplaj
yapılmasıdır. Fakat bu çözüm ekonomik değildir.
Bu nedenle en iyi tercih asenkron generatörler
dir.
Asenkron
Generatörler
Rüzgar türbinlerinin çoğunluğunda
alternatif akım üretebilmek için üç fazlı
asenkron generatörler kullanılır. Asenkron
generatörlerin yapısı senkron generatörlerinden
farklıdır. Rüzgar türbinlerinde kullanılan
asenkron generatörler sincap kafesli asenkron
generatörler dir. Rotor her iki taraftan kısa
devre bilezikleri ile kısa devre edilen
alüminyum veya bakır barlardan oluşur. Rotor
devresi yapımsal olarak kapalıdır ve dışarıdan
herhangi bir elektriksel müdahale yapılamaz.
Asenkron generatör şebekeye senkron hızdan çok
az farklı bir hız ile uyum gerektirmeksizin
bağlanabilir.
Bağlantı sonucunda oluşan aşırı
yüklenme çok kısa sürelidir. Bağlantı kontrol
sistemi, şebekeye bağlantıyı kontrol eden
takometre kontağından ve rüzgar hızı düştüğü
zaman bağlantının kesilmesini sağlayan bir ters
akım rölesinden oluşur.
Rüzgar hızının cut-in (türbinin
çalışmaya başlama hızı) hızından daha yüksek
olduğu durumlarda, asenkron generatör kendi
nominal dönme hızına ulaştığında elektrik
generatörü olarak davranır. Tam tersi durumda
ise, bir otomatik ayırma cihazı generatörü
şebekeden ayırır.
Asenkron generatörün bazı
avantajları şunlardır:
-
tesisi ucuzdur
-
dönen kontaklar olmamasından
dolayı başlatma kolaydır
-
şebekeye bağlanması kolaydır
-
şebekeye bağlandığı zaman
salınımlar oluşturmaz.