Rüzgar Enerjisinin Tarihte
İlk Kullanımı
Rüzgar enerjisinin kullanımı
çok eskilere dayanmaktadır. İlk olarak, Asya
Medeniyetlerinden Çin, Tibet, Afganistan ve İran’da
kullanıldığı bilinmektedir. Rüzgar Tribünlerinin (RT)
kullanımına ait ilk yazılı bilgiler Büyük İskender
tarafından M.Ö. 200-300 yıllarında basit yapıdaki
yatay-eksenli rüzgar türbinler hakkındadır [1]. Düşey
eksenli ilk rüzgar türbinleri, M.Ö.500-900 yıllarında
Farslılar tarafından dizayn edilip, buğday öğütme ve su
pompalama amaçlı kullanılmıştır. Bu RT’ ler merkezi düşey
bir şafta bağlı,ağaç ve kamış dallarından yapılan
düşey yelkenlerden oluşmuş bir yapıya sahiptir.
Rüzgar
gücü kullanımı Asya’dan Avrupa’ya 10.yüzyıl civarında
geçmiştir. Bu geçişin ilk belirtileri olarak 11. ve
12.yüzyılda İngiltere de rüzgar değirmenlerinin
kullanıldığı bilinmektedir. Mesela, 1190‘lı yıllarda Alman
haçlıları rüzgar değirmenlerini Suriye’ye getirmiştir.
Dolayısıyla Orta çağ döneminde rüzgar enerjisinin Avrupa da
kullanıldığını görmekteyiz. Hala günümüzde birçok ülkede
çiftçiler tarafından kullanılan rüzgar değirmenleri daha çok
kuyulardan su çekmek amaçlı kullanılmaktadır.
Endüstri
devrimi ile birlikte, 18.yüzyılda buhar makinelerinin ortaya
çıkması sonucunda dünya,enerji ihtiyacı temini için
termodinamik işlemlere dayanan makinelerden yararlanmaya
başlamıştır. Özellikle kömür, petrol ve doğal gaz gibi fosil
yakıtların kullanımı ile beraber , bu makineler daha
avantajlı bir duruma gelmiştir.
İstenildiği anda enerji
üretimi olanağı sağlamasından dolayı, rüzgar enerjisinden
daha popüler hale gelmişlerdir. Bu nedenle 19.yüzyılda ve
20.yüzyılın ortalarına doğru rüzgar enerjisinin önemi
azalmıştır. Sadece, Amerika, Rusya ve Avustralya gibi
nüfusu geniş bir alana yayılmış olan ülkelerde rüzgar
enerjisi çiftçiler tarafından su çekmek için
kullanılmıştır.
Rüzgarın
Enerji Üretimi için İlk Kullanımı
1981 yılında Paul la Cour ve
Danimarka Askov Folk High School bilim adamlarının
oluşturduğu bir grup rüzgardan elektrik enerjisi üreten ilk
tribünü yaptılar. Danimarka hükümetinin desteğiyle de test
amaçlı bir rüzgar santrali kurdular[1].1918
yılına gelindiğinde Danimarka’da rüzgardan elektrik enerjisi
üretmek amacıyla kurulan 120 adet RT bulunmaktaydı. Güçleri
20-30 KW arasında değişen bu RT ‘lerin toplu güçleri 3 MW
civarındaydı.
1940 Sonrasında Rüzgar
Enerjisinin Dünyadaki Durumu
İkinci Dünya Savaşı
yıllarında rüzgar enerjisinde büyük gelişmeler oldu.
Danimarkalı bir şirket olan F.L Smith 2 ve 3 kanatlı rüzgar
tribünleri inşa etmiştir. Bunların en büyüğü 1941 yılında
Vermont‘ da inşa edilen 1.25 megawatt Smith-Putnam
makinesidir(Şekil 1.1). Yatay eksenli, 2 kanatlı ve 175-foot
rotor çapına sahiptir.

Şekil 1.1 Smith-Putnam Rüzgar Türbini Şekil
1.2 Gedser Türbini
Bu zamana kadar inşa edilen
tribünler doğru akım üretiyordu. 1951 yılından sonra doğru
akım generatörlerinin yerini alternatif enerji üreten 35 kW
asenkron makineler almaya başladı. 1960 yılların başında,
200 kW gücünde Gedser tribünü Juul tarafından SEAS elektrik
şirketi için Gedser ‘de yapılmıştır. Bu tribün 3 kanatlı,
elektromagnetik yaw (yönerge) sistemini ve asenkron
generatör kullanmaktaydı. Stall(durdurma ) kontrol sistemine
göre çalışan Gedser türbinin de ayrıca, aerodinamik üç fren
bulunmaktaydı. Bu sistem günümüzde kullanılan türbinlerde de
bulunmaktadır(Şekil 1.2).
1960 lı yıllardan sonra
rüzgar enerjisinden elektrik üretiminde ekonomik nedenlerden
dolayı azalma meydana gelmiştir. Daha ucuz olan fosil
yakıtlar ( kömür, petrol, doğal gaz vb. ) kullanılarak
yapılan termik santraller popüler olmaya başlamıştı.
1973 dünya petrol krizi, alternatif ve
yenilenebilir enerji kaynaklarına gösterilen ilginin
artmasına sebep olmuştur. Dünya enerji ihtiyacının önemli
bir bölümünü karşılayan fosil yakıtların kısıtlı kullanım
sürelerinin olması, enerjinin elde edilmesi sırasında
çevreye yapılan tahribat ve gelecek nesillerin de enerji
ihtiyacı dikkate alındığında, yenilenebilir enerji
kaynaklarının önemi daha iyi anlaşılmaktadır.
Rüzgar
Enerjisi; özellikle 1990‘lı
yıllardan itibaren önemli bir gelişme göstermiş, Amerika ve
Avrupa’da yaygın olarak kullanılmaya başlamıştır. Yapılan
araştırmalara göre; şu an yürütülmekte olan politikaların
devam etmesi durumunda dünya üzerindeki elektrik enerjisi
üretimindeki payının hızla artacağı tahmin edilmektedir.
|
Rüzgar
Enerjisinin Avantajları |
Rüzgar
Enerjisinin Dezavantajları |
|
Temiz bir enerji kaynağıdır, emisyonu yoktur.
Yerel bir enerji kaynağıdır, dışa bağımlı değildir.
Yatırım
alanının % 1’ini kullanır, bu alanlarda tarım ve
hayvancılık faaliyetleri sürdürülebilir.
Ucuz
bir enerji kaynağıdır.
Atıl
alanlar kullanılabilir.
Yüksek
istihdam yaratır. |
Görüntü
kirliliği yaratabilir.
Gürültü
kirliliği yaratabilir.
Radyo
ve TV sinyallerini bozabilir.
Kuş
göç yollarında, kuşlara zarar |